Askeri Tababetin Önemi

Askeri Tababetin Önemi

Çanakkale Savaşı’nda  Mustafa Kemal’in  Baştabibi Askeri  Tabip  Hüseyin Hüsnü için Söyledikleri: Cephede askeri doktor ve sıhhiye desteği çok önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale savaşı anılarında Anafartalar Grubu Sıhhiye Reisi  Tabip Binbaşı  Hüseyin Hüsnü (Öncü) Bey’i yanında götürmek istemesinin nedenini şöyle anlatır: “…24 Temmuz’dan (6 Ağustos 1915) beri devam eden muharebeler beni üç gün ve üç gece uykusuzluğa ve durmadan çalışmaya mecbur etmişti. Adeta hasta bir haldeydim, zaten üç dört aydan beri Arıburnu cephesinin kanlı muharebeleri beni o kadar yormuş, o kadar zayıf düşürmüştü ki, bu son günlerin yorgunluğu olmasaydı da gene hasta denecek bir halde idim. Bunun için; fakat bundan daha önemli bir sebep için, Tümen Baştabibi Hüseyin Bey’i yanıma almak istedim. Bu sebep şuydu: Hüseyin Bey gayet metin, muktedir, vazifesini seven, emsalsiz, gayretli ve takipçi bir askeri doktordur. Pekâlâ, tahmin ediyordum ki, Anafartalar Grubu’nda cereyan eden ve edecek olan muharebelerde fevkalade yaralılarımız meydanlarda yığılmış ve yığılacaktır. İşte bu kahraman yaralıların hayatını kurtarmak ve onların göster­dikleri kahramanlıklardan pişmanlık duymamaları için fevkalade bir sıhhiye başkanına ihti­yacım açıktı. Bu zat da bence Hüseyin Bey olabilirdi. Dolayısıyla Hüseyin Beyi ve bir de o gün şehit olan kahraman yaverim Teğmen Kazım Efendi’nin yerine bir süvari subayı alarak gece yarısından yarım saat evvel 19. Tümen Karargâhı’ndan Çamlı Tekke’ye hareket ettim.” Bu tarihi bilgiler bize cephede ve savaşan bir orduda askeri tabibin ve sahra sıhhiye hizmetinin ne kadar önemli olduğunu anlamaya yeterlidir. Örneklerini verdiğim askeri tabiplerin davranışları fedakarlık  geleneğini yansıtmaktadır. Bu gelenek de ancak kurumlarla yaşayabilir. Günümüzde Modern Ordularda  Askeri Tabiplik Cephedeki askeri sağlık hizmeti için  modern askeri seyyar hastaneler, modern teçhizatlar, ambulans uçaklar, helikopterler, gemiler ve iyi eğitilmiş askeri tabiplere  ve askeri hemşirelere ihtiyaç vardır. NATO’ya bağlı CIOMR ( Confédération Interalliée des Officers Médicaux de Réserve) isimli kuruluş her yıl bu konuda  arazide tatbikatlar yaparak cephede sağlık hizmeti için askeri tabipleri eğitmekte ve  askeri sağlık personelini savaşa hazır hale getirmektedir.  Askeri hekimlik, İkinci Dünya Savaşından sonra ileri derecede uzmanlaşmıştır. Tıp fakültelerinde karşılığı olmayan bu uzmanlık dallarının olağanüstü koşullarda uygulamaları yanında ancak askerlik formasyonu ile göğüslenebilecek özel güçlükleri vardır.  A.B.D’de ‘’Uniformed Services University of the Health Sciences’’ üniversitesi askeri doktor yetiştirirken Walter Reed  Army Medical Center ve birçok Askeri Tıp Akademisi vardır.  Benzer Askeri Tıp Akademileri Avrupa ülkelerinde, Rusya’da ve birçok ülkede  de vardır. Ortadoğu gibi  savaşların sık olduğu  ve terör belasıyla yıllardır  uğraştığımız ve  şehitler verdiğimiz bu coğrafyada Türkiye olarak   askeri tabip ve  modern sahra sıhhiye  eğitimlerinden geri kalamayız ve bu konuda eğitimli askeri tabipleri yetiştirmeye ihtiyacımız vardır ve her zaman olacaktır.  Aksi taktirde Allah korusun  büyük zayiatlarımız olabilir.

“Ben her vakit Gülhane’deyim, Gülhane’de kalacağım.

Çünkü insan Gülhane’ye bir defa girer fakat ondan hiçbir vakit çıkmaz ve çıkamaz.”

Tevfik SAĞLAM

Ord.Prof.Tbp.Tuğg.

1927

 SONUÇ Deniz harp gemilerinde, komando tugaylarında, terörle mücadelede  ve çatışma  ortamlarındaki sağlık işlerinin,  askeri tabipler yerine sivil kaynaklardan temin  edilen hekimlerle uzun soluklu olarak yürüyemeyeceğini, bu zor  sahalarda görev alacak askeri tabiplerin Gülhane gibi  eğitim alacakları veya ihtisas yapacakları özel bir kurum (ASKERİ TIP AKADEMİSİ)  olmazsa  sağlık desteği açısından zafiyet meydana geleceğini değerlendiriyorum. Askeri hekimlik, İkinci Dünya Savaşından sonra ileri derecede uzmanlaşmıştır. Tıp fakültelerinde karşılığı olmayan bu uzmanlık dallarının olağanüstü koşullarda uygulamaları yanında ancak askerlik formasyonu ile göğüslenebilecek özel güçlükleri vardır. Askeri sağlık hizmetleri ayrı bir uzmanlık işidir ve  gelenekleri ancak kurumlarla yaşar. Sivil hekimlerle bunu uzun süre başarmak zordur. Gelişmiş ülkelerin çoğunda sahra sıhhiye hizmeti vardır ve askeri tabipleri eğiten Askeri Tıp Eğitim Kurumları   veya Akademileri vardır.  120 yıllık  köklü bir kurum olan Gülhane’nin  Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlı olarak, FETÖ terör örgütü ile ilişkisi olanlar ayıklandıktan sonra, yeni ve yeniden   inşa edilerek ve  gerekli önlemler alınarak, vatansever, milletine bağlı, Atatürk yolunda  fedakar askeri tıbbiyelileri yetiştirmeye devam etmesi  en uygun seçenektir.

Prof.Dr.Metin ÖZATA